ROMAN Dilleri, No. VI PORTEKİZCE
-1-
ROMAN Dilleri : VI
PORTEKİZCE
PORTEKİZCE, Avrupa’da, İberik yarımadasının Atlas Okyanusuna bakan penceresinde, Trakya kadar bir araziyi işgal eden bir ulusun kullandığı dil olmakla beraber, Güney Amerika’da Brezilya başta olmak üzere, Cebelitarık’ın hemen dışındaki Asor Adaları ve Madeira; Afrika’nın eski sömürgelerinde ve Asya’nın doğu sahilinin bazı kısımlarında (Macao) hala kullanılan, İspanyolca’ya oldukça benzeyen bir lisandır. Amerika’da bulunduğum yıllarda 1967-1990, Massachusetts Eyaletinin güney doğusuna, Rhode Island’a doğru uzanmış bölgesinde yerleşmiş birçok Portekiz ailesiyle tanıştım. Daha ziyade ayakkabıcılık ve el işlerine dayanan küçük sanayi ile meşgul olurlardı. Dini festivallerine davet ederlerdi beni. Sade giyinir, sade konuşur, ilişkilerinde yüzeysel gibi davranan çok içgörülü insanlar olarak tanıdım onları. SALEM Üniversitesinde İspanyolca kursları aldığımdan, onlarla İspanyolca konuşmaya çalışırdım, ama gülümseyerek, söylediğim sözlerin Portekizcesini tekrarlarlar, dolaysız tenkit edeceklerine, konuşmayı hemen bir şarkıya döndürürlerdi. Siz ısrar ederseniz, sizi İngilizce konuşmaya davet ederler. (Aynı davranışı “Fransız milli gururu” olarak nitelendirdiğim durumlarda da görebilirsiniz. Montreal’de bir lokantaya gidiyorsunuz, ve Fransız garson hanıma, oldukça iyi bir Fransızca ile menü’den bir yemek istiyorsunuz, aldığınız yanıt İngilizce’dir!) Geçmişlerine ve yaşam adetlerine çok bağlıdırlar. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul edilen ve pek çok turist çeken Lizbon’u 1993′de ziyaret etmiştim. Geniş asfaltlı ve heykelli sahil yolları, geniş caddeler ve fakat sessiz, pasif, medeni fakat edilgen izlenimi veren orta halli halk sokakları doldurmuş. Tarihçilerin de kabul ettikleri gibi, Portekiz, İspanya ile birlikte -eşzamanlı- 13. yy.’dan başlayarak en şaşaalı zamanlarını 15. ve 16. yy.larda geçirip dış dünyada sömürge sahibi idiler. Tabii artık Christopher Colombus, Vasca de Gama yalnızca anılacak büyüklerdir; Okyanusun tam kenarında, dış ticarete açık, ama dağlar ve ormanlarla kaplı ortalama 92.ooo km kare arazi ve on milyon nüfusuyla, balık, orman ve ağaç ürünleri, balık, sardalye vb. ürünlerinin dışında hemen hiçbir sanayii olmayan, kenarda kalmış, izole bir memleket izlenimini bıraktı bende. Tarihin ilk çağlarından: Neanderthal ve Paleolitik zamanların arkeolojik kalıntılarına sahip olmakla birlikte, kesintisiz: Kelt’lerin, Fenike’lilerin, Roma’lıların, Emevi’lerin, İspanya’nın istilasına maruz kalmış, uzun uzun savaş ve rejim değişiklikleri göstermiş bu küçük devlet ne yazık ki tarihsel görgüsünü edebiyat ve sanata pek az aktarabilmiş, sesini pek az duyurabilmiştir. 13. yy.’da bir tür şarkı ve şiir karışımı olan “cancioneiro”larıyla meşhurdular. Bu lirik şiirler üç tür idiler: “cantiga de amor” <Karşılıksız aşk şarkıları>, “cantiga de amigo” <dost-aşığın şarkıları>, ve, “cantigo de escarnia e maldiger” <alay ve sevgi şarkıları>. Son yüzyılın tanınmış sanatkarları: tanınmış soyut ressam: Maria Helena Vieria de Silva; yazarlar: J.B. Santos, Filipe Pires, A. victoria de Almeida ve benim gözdem, Nobel’li (1998), 1922 doğumlu José Saramago (Körlük, Umut Tarlaları, Bütün İsimler, Ölüm Vir Varmış Bir Yokmuş, bu yıl -2009- çıkan Filin Seyahati vb. Halkın çoğu Hıristiyan, muhafazakar <o dereceye ki, bugün Lizbon’da bir çift erkek çorabı almaya kalkışsanız, şu isimlerle karşılaşacaksınız: “peuga”, “meia de homem”, “meia curta”, “miote”, “mieta” ve “tornuca”. Yılların birikimi sadakatle saklanır.>, musevi ve müslüman. Polis istasyonları’nın adı Portekiz’de “Esquadra, Brezilya’da “Delegacia”; Yiyecek dükkanları Portekiz’de “mercearia”, Brezilya’da “Vende”. Halbuki dil İspanyolca’dan pek az farklı, fakat pratikte daha karmaşık ve daha az romantik ve belirsiz, yılların sürüklediği alışkanlıklar, kurallar ve telaffuzlar. Küçücük arazide dört lehçe var: 1) Kuzey Portekizce: Galicia lehçesi; 2) Orta Portekizce; 3) Güney Portekizcesi: Lizbon havalisi, ve, 4) Ada Portekizcesi: Brezilya ve Madeira’dakiler. Bu muhafazakarlık ve kültür alanında ve ekonomideki sınırlılığı onları konserve haline sokmuş. Roman dilleri arasında da benim en az bilebildiğim ve hakkını verebildiğim dil. Saramago’yu okurken bu dünyaya aktarılmamış hüzün dolu ama asil nefesi hep duyumsarım. İşte, büyük üstadın “Baltasar ve Blimunda” <Gendaş Yayınları, İstanbul 1999> adlı eserinden ödünç aldığım şu satırlar, Portekiz halkının gizemli, mazokistik, kader-
lerine boyun eğmiş izlenimi veren hayatları hakkında bizlere gerekli içgörüyü veriyor. “… Sete-Sois, sakat haliyle o çamurda sürüne sürüne Lizbon’a giden ana yolu takip etti, sol elinden mahrum, bir parçasını İspanya’da bir parçasını Portekiz’de bırakmıştı, hepsi İspanya tahtına oturacak kişinin belirlenmesi uğruna düzenlenmiş stratejik bir savaş yüzünden, Avusturya Charles’ı mı yoksa Fransa Philip’i mi onu belirlemek için bir Portekizlinin zaten şansı yok, ister sağlam tek kollu olsun, Portekizlinin şansı yok, ister sağlıklı ister sakat olsun…”
Şimdi gelin, PEI’nin bilimsel araştırmaları ve benim kişisel temaslarımla Portekizce’yi daha yakından analiz edelim. Bir kez, f o n o l o j i (ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dilbilim kolu) yönünden, Fransızların ‘burun’-nazal (nasal) tonuna benzer bir tinnitus ile konuşurlar, özellikle üzrine ‘vurgu’ yapmak (stress) zorunda kaldıkları zaman. İngilizce’de örneğin “measure” (ölçü) sözcüğünü telaffuz edililirken kullanılan dil-‘damak’ kombinasyonu, modern İspanyolcada hemen hemen hiç görülmemesine karşın, Portekizcede bol bol kullanılır. “Heceleme” (spelling), Portekizliler için adeta bir moda değişimi gibi, obsesif-tutku halini almış bir dil pratiğidir. Her iki üç senede bir, Portekizli ve Brezilyalı akademisyenleri bir araya gelip, dil fonetiğinde yapılan ‘reform’(?)lar konusunda bir araya gelir giderler. (Son yüzyılda, Norveç Dil uzmanları da hiç olmazsa dört kez bir araya gelerek gereken revizyonları yapmışlardır!)
Özet olarak, Portekiz dilbilimcileri, ısrarlarında bir “archaism” – ‘eski sözcük ve terimleri kullanma’ alışkanlığı sergilerler. Pei’nin görüşüne göre, hemen bütün diğer Romans dillerinde önem, sözcüğün ‘tümü’ne odaklandığı halde, Portekiz bilgibleri hala sözcüğü olulşturan orijinal parçaların yeniden inşaı ve ifadesiyle meşguldürler. Örneğin, “to have=malik olma” fiilini alalım, ve <chamarei> = ‘I shall call’ (onu çağıracağım!) ı söyleyeceğimizi düşünelim; onlar, “chama-lo-ei” yi (I shall call him), etimolojik olarak : “to call-him-I have”i tercih eder. ‘Gelecek’(future) ve ‘future perfect subjunctive’ (şartlı mükemmel geleceği) kullanmayı yeğlerler: <parti depois de terem falado” = I left after day had spoken t0-Onlar konuştuktan sonra ayrıldım” diyeceklerine, kelimesi kelimesine, <I left after to have-they spoken = malik olduktan sonra- onlar konuştular> derler. Nesne zamirleri (object pronouns), Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca’da adet olduğu üzere, fiilden evvel kullanılmazlar, ama Portekizce’de, hala eski form izlenir. Örneğin, İspanyolca’da: <le hablo = onunla konuşuyorum>,
İtalyanca’da <gli parlo>, Portekizce’de: <fallo-lhe> olarak ifade edilir.
Vokabüler de daha sert yankı verir; birbirleriyle çok ortak sözcükleri olduğu halde, İspanyolcadaki <pencere = ventana –ventillasyonla ilgili->, Portekizcede <janela>dır. İspanyolcadaki <yemek yemek = comer>, Portekizcede <jantar>dır.
PORTEKİZCE, Portekiz ve Brezilya’nın resmi dilidir. İlk Portekizce metin, 1192 yılı için tesbit edimiş olup, bunu izleyen iki yüzyıl boyunca, Katalanya dışındaki tüm İberik Yarımadası ozanları, yapıtlarında GALICIA Portekizcesini kullanmıştır. Castille ve Aragon Krtallıklarının birleşmesi üzerine Arap hakimiyeti yarımadadan uzaklaşınca, tarihçilerin yazdığına göre, ”MUSTARİP” -Acı çeken- Lehçesi ortaya çıkmış, xıv. y.y.’a kadar hakimiyeti elinde tutmuş; xıv. y.y.’da bir LEON, xv. y.y.’da da bir ARAGON lehçesi yarımadayı hakimiyeti altına almıştır. Bu karmaşa anında, Galicia lehçesi de xv. y.y.’da gerilemiş, onun yerine 1500′de KASTİLYA Lehçesi resmi dil olmuş; kısa bir zamanda da standart Portekizce’nin yerleşmesiyle Portekizce ile Galiçya Lehçesi birbirlerinden kat’i olarak ayrılmışlardır. Gariptir, hemen tüm Portekizlileri İsyapanyolların bildiği Portekizceden çok İspanyolca bilirler ve öyle konuşurlar; bunun tersi pek doğru değildir.
G R A M E R
Portekiz ALFABESİ 24 harften oluşmuştur; bunların 5′i sesli (As vogais)<a,e.i.o.u>
19′u sessizdir (As consoantes) :
A (a) : Aynen Türkçe’de olduğu gibi telaffuz edilir. ‘Vurgusuz’ A’lar (‘e’ ve ‘o’ lar da) yumuşatılarak kapalı seslendirilir. O anda, ‘a’nın ‘ı’ya dönüşü vardır. O anda bu ünlü’lerin ardından genizden çıkan bir sessiz ‘m’ ve ‘n’ geliyorsa, ya da
‘a‘=üstü umlatlı a (maalesef bilgisiyar onu işaretleyemiyor, biz de aynını İspanyolca’da da yaptığımız gibi, üstü ‘umlat’lı ‘a,e.n’ vs.yi, iki nokta arasında ve ‘koyu’ olarak yazmayı yeğledik.) kullanılıyorsa, sesli harf, g e n z e l bir şekilde telaffuz edilir, m ve n yuvarlatılarak adeta yutulur gibi söylenir.
Birçok sözlükler, bizlerin yararlandıkları dahil, bu yuvarlanmayı “yumuşak g=ğ harfi ile göstermeyi seçerler.) Örnekler: tempo <téğpu>, santo <sağtu>, compra <koğprı>, pente <peğti>; m ve n sessizleri sözlük sonunda yine yutulur: som (soğ), fim <fiğ>.
International-Küçük Portekizce Lügat, İnci Kut, İnkilap Kitabevi, İst. bunu şöyle açıklıyor:”Til” denilen özel işaret yalnızca ‘a’ harfinin üzerinde kullanılarak bu vurgulu sesliyi ‘genzel’ yapar, yani ‘a’ sesi “ao” ya da “ağ” gibi okunur:
irm.a. <iRmaw>, maç.a. <masağ>,
B (be)
C (ce) : a, o, ve u’dan önceki sözcüklerde <k> gibi telaffuz edilir:
örnekler: camara (f) <kamara> (oda, kamera)
corpo (m) <korpu> (beden)
culpa (f) <kulpa> (kabahat, suç)
e, i ‘den önce <se, sı, si> gibi: cereal (m) <sırial> (tahıl)
céu (m) <sev> (gökyüzü)
circulo (m) <cirkulu> (daire, çember)
cesta (f) <seşta> (sepet)
CH sessizleri : “ş” sesi verir: chave (f)<şavi>: anahtar
D (de) Brezilya Portekizcesinde: diabo (m) <diabu> şeytan
Ç (cedilha – s)
vurgusuz ‘i’den -ve bazen-
‘e’den önce: ‘c’ gibi ;
‘des’: ‘dış’ gibi
E (e) Açık-vurgulu : ‘e’ gibi; eficiente (adj) <ifiséğt(ı)> etkili
Kapalı-vurgusuz: ‘ı’ – ‘i’ arası espera (f) <işpera> bekleme
equador () <ikuador> ekvatör
F (efe) Türkçe’deki ‘f’ gibi okunur.
G (ge) İngilizce’de olduğu gibi, ‘kalın’ ‘g’ okutulmak istendiğinde, g’nin önüne
kalın ünlü’ler: a, o, u ve ünsüzler: l, r konur: <ga, go, gu> ve <gla, gru>:
grupo (m) <grupu>=grup; granizo(m) <granizu> dolu;
e, i gibi ince ünlüler, ‘g’ yi, ‘j’ okutur: género (m)<jénıru>: cins, tür,
génio (m) <jényu>: yaratılış.
H (aga) Hiç bir yerde okunmaz (Fr. ‘H muet!): historia (f) <işturya>: tarih,
hospicio (m) <uşpisyu>: Hastane, -özellikle -akıl hastanesi-
I (i) Türkçedeki ‘i’ gibi okunur: incoerente (adj.) <iğkuıreğli>: tutarsız;
indirecto,ta (adj.) <iğdirétu>: dolaylı
J (jota) sesi’nin yazıda, “g” ve “j” sesleriyle ifade edilir. Genel kural şudur:
‘e’ ve ‘i’ ünlülerinden önce <g> harfi,
tüm ünlü’lerden önce <j> harfi kullanılır. Örnekler: ginastica(f)<jinaştika>
(cimnastik); Jiga <ji-gı>; jacto <j.a.k-tu>
K (ka) Türkçe’deki ‘k’ harfi gibi okunur.
L (ele) Özellikle kalın sesli’lerle, Türkçe’deki ‘l’ gibi: Litro (m) <litru>: litre
M (eme) Türkçe’deki ‘m’ harfi gibi; eğer bir sesli (ünlü) harften sonra geliyorsa, hafifçe genzelleşir. Örneğin: moto(f) <motu>: motor, motorsiklet,
muda (f) <muda>: üstünü değiştirme
N (ene) Ünlüden sonra sessiz bir harf geliyorsa, hafifçe genzelleşir.
nariz (m) <nariş>: burun; naufr.a.gio (m) <naufr.a.gyu>: deniz kazası
nc : indice (m) <iğdis(ı); sançao (f) <sağs.a.w> :yaptırım
nt : salvamento (m) <salvaméğtu> : kurtarma, kurtarış
O (o) : Türkçe’deki ‘o’, gibi, mamafih sözcük sonlarında ‘u’ya yaklaşan bir sesle
telaffuz edilirler: parto(m) <partu> : doğurma, doğum;
pasto (m) <paştu>: ot, çayır.
P (pe) : Türkçe’deki ‘p’ gibi: pastel (m) <paştel>: börek; pedaço <pıdasu>: parça
R (re) : Türkçe’deki ‘r’ harfi gibi; sözcük başlarında Fransızca’da ve Brezilya’da olduğu gibi ‘gırtlak’tan telaffuz edilir. Orta ve sonlarda, normal ‘r’ gibi.
rr olduğu zaman, geniz sesi kuvvetli hissedilir.
S (esse) : Sözcük başında ’s’, iki sesli arasında çift ’ss’ olarak, ayrıca da ‘ç’yi kullanarak ’s’ sesi çıkartılmış olur: passo (m) <pasu>: geçiş; caça<k.a.sı>: av;
Sözcük sonunda, ya da -ses tellerinden gelmeyen ünsüz’lerden (k,t,p) <consonante surda> sonra: ‘z’ sesi verir: terras(m) <térraş>: teras;
“ötümlü -ses tellerini tireşimde bırakarak oluşan ünsüzler” (b,c,d,g,ğ, j,l,m,n,r,v,y,z) <consononte sonore>önünde “ş” sesi verir: os(m)<uj>:
art.def. s.pl.: eril-çoğul göstergesi. ténis(m) <téniş) : tenis.
Sesli harf önünde ‘ş’ sesi verir: escudo (m)<işkudu>: kalkan, arma.
casca (f) <k.a.ska>: kabuk; casco (m) <k.a.şku>: at tırnağı
İki sesli arasında ‘z’ gibi: n.a.usea (f) <n.a.uzia>: bulantı.
Vandalismo (m) <vağdalijmu> : vandalizm
Özet olarak: S sesinin yazıdaki karşılığı ‘c’ ve ‘ç’ harfleridir: <c>nin önüne ‘e’ ve ‘i’ gibi ince ünlüleri, onu, ’s’ okutur. ‘ç’ harfi ise hemen daima ’s’ okunur: cigano,na (m,f)<sigano,a>: çingene; braço <br.a.su>: kol.
T (te) : Türkçe’deki ‘t’ gibi; <Brezilya aksanında, “vurgusuz ‘e’ ve ‘i’ den önce ‘ç’ >
tina (f)<tina>: küp, tekne ; tiro(m) <tiru>: atış.
U (u) : Türkçe’deki ‘u’ gibi; genellikle ‘q’ ya refakat eder ve okunur.
uivo(m) <uivu>: uluma, çığlık ; uni.a.o (f) <uni.a.w> : birlik.
V (ve) : Türkçe’deki ‘v’ gibi; var.a.o (m) <var.a.w>: erkek, oğlan
X (xis) : ’ş’ gibi: peixe (m)(péyış)(ı) : balık ; xenofobia(f) <zşenufubia>: yabancı düşmanlığı; xerife (m) <şırıfi> : şerif ; X.a.(m) <şa> : Şah
xerox (m) <şerukş> : fotokopi, fotokopi makinesi
Ünlü’den önce ya da sözcük başında ‘z’ gibi
Z (ze) : Genellikle ‘Türkçe’deki ‘z’; ama sözcük sonunda da ‘j’ gibi
zanga (f) <z.a.ğga>: öfke, kızgınlık ; zelar (v)<zıl.a.r>: gözetmek, bakmak
PORTEKİZCE’de : F İ İ L L E R
Portekizcede fiiller, ü ç şekilde biterler:
1st Conjugaçoa
(Primeira konjugazo) : < a r > ile sonlanırlar
A M A R = sevmek ame - Seviyorum
amas
ama
(Indicative Present) amamos
-Şimdiki zaman- amais
amam
amava - Seviyordum
amavas
(Imparfait) - <anpurfé> amava
-Yakın geçmiş zaman- amavamos
amaveis
amavam
(Future) - <futor> amarei - Seveceğim
-Gelecek zaman- amaras
amara
amaremos
amareis
amarao
ARTICLE - ARTIGO (Harfi tarif):
<Artigo Definido> = é, le, la, les le pao = ekmek; le menino = çocuk
-Tanım Edatı- singular: plural:
masculino: o os
feminino: a as
<Artigo Indefinido> = masculino: um ums
feminino uma umas
um homem = bir adam ; uma mulher = bir kadın
<Artigo partitivo> = E, de, de la, des bebo vinho e agua = ben şarap ve su içiyorum
-4-
2nd Conjuguçao
<Segunda Conjugazo> <er> ile sonlanırlar
BEBER : İçmek
(Indicative present) bebo - İçiyorum
-Şimdiki zaman- bebes
bebe
bebemos
bebeis
bebem
(Imparfait) - <anpurfé> bebia - İçiyordum
-Yakın geçmiş zaman- bebias
bebia
bebiamos
bebieis
bebiam
(Future) – <futor> beberei - İçeceğim
-Gelecek zaman- beberas
bebera
bebereamus
bebereis
beberao
ADJECTIVO (Sıfat) Belo = İyi, güzel; - pl.: belos
Adjectivos e pronomes demonstrativos : Um : Bu, Orada : la
Masculino Feminine Neutro
este – estes esta – estas isto (bu,bunlar)
esse – esses essa – esses isso (şu, şunlar)
aquele-aqueles aquela-aquelas aquilo
O que = o que fala = konuşan budur
Adjectivos e pronomes possesivos Um Possuidor = İyelik Sıfat ve Zamirleri :
masc. sing.: meu (benim) teu (senin) sev-dele (onun)
mas. plur.: meus (bizim) teus (sizin) seus-dele (onların)
fem. sing.: minha tue sua (dela)
fem. plur.: minhas tuas sues (dela)
o meu jardim e a minha caoz
= benim bahçem ve evim
E um libro : Benim kitabım,
sao livros : Senin kitapların
-5-
3rd Cunjugaçao
<Terceira conjugazo> < i r > ile sonlanırlar
UNIR : Birleştirmek
(Indicative Present> uno - Birleştiriyorum
-Şimdiki zaman- unes
une
unimos
unis
unem
(Imparfait) - <anpurfé> unia - Birleştiriyordum
-Yakın geçmiş zaman- unias
unia
uniamos
unieis
uniam
(future) - <futor> unirei - Birleştireceğim
-gelecek zaman- uniras
unira
uniremos
unireis
unirao
PRONOME : Zamir
Pronomes complemento directo : Ben seni görüyorum : vejo-te
(me,te,se; nous,vous,ils) O sizi görüyor : ve-vos
Que – pronom demonstrative- O livro que lelo : Okuduğum kitap!
Qui – Quem : (Kimi?) Em quo pensus? : Kimi düşünüyorsun?
Qual – Quel (Ne?) qual é o nome dele? Onun ismi ne?
Cujo (değiller-don’t) Aquele cojos filhos estero aqui? Bunlar onların burada olmayan çocukları
Dele (ondan…) Falo dele : Ben ondan bahsediyorum…
nisso : (orada…) estou nisso : Ben oradayım…
v.a.rii voc.a.buli e coversas
Evet : sim
Hayır : n.a.o
Pardon : perd.a.o; desculpe (e okunmaz)
Lütfen : Se faz fav.o.r (z okunmaz!)
Bay : Senhor (segnor)
Bayan : Senhora (segnora)
Hanımkız : Menina (me-na)
Günaydın : Bom dia (m okunmaz!)
Merhabe, iyi günler (öğleden sonra): Boa tarde
İyi geceler : Boa noite (noyt)
Teşekkür : Obrigado (abr-ou)
Bir şey değil : N.a.o tem de qué (nou tay-dke)
Niçin : Porqué? (Spa.)
Çünkü : Porqué (Spa.)
Bana söyleyebilir misiniz : Pode dizer-me? <poddizérme>
Yavaş konuşun : Fale devager, se faz favor <fal devage>
Tekrarlayın : Faça o favor de repetir <faça o favor derrepetir>
Onu yazınız, lütfen : Faça o favor de escrevé-lo <de hervelu>
*
Tüm bu seri’nin: LATİNCE bölümünün başlangıcında açıkça söylediğimiz gibi, bu seriyi yazmaktan gayemiz, tüm ROMAN dillerini öğretmek değil -ki bu zaten had ve kudretimizin dışında-, bir ana dil’den, yerel kültürlere göre nasıl benzer oğullar,kızlar: yeni nesiller = ulus diller çıkıyor. Bu kadar tarihsel ve gramatik öz ve gelişim, transformasyon notlarını altı bölüme bölerek yazdıysak, sizlere hala aralarında ne kadar benzerlik -dolayısıyla hemen hepsini öğrenmekte kolaylık olduğunu küçük bir listeyle sunmak istiyoruz:
LATİNCE FRANSIZCA İTALYANCA İSPANYOLCA PORTEKİZCE -Türkçe-
<Latinum> <French> <Italian> <Spanish> <Portuguese>
accusarer accuser accusare acusar acusar itham etm.
portare porter portare portar transportar taşımak
materia matériel materia materia matéria madde
terra terra terra tierre terra toprak, kara
formo forme forma forma forma forma, şekil
familia famille famiglia familia familya aile
litterae-rum lettre littere letra létra harf, edebiyat
————






















süper bi anlatım çok teşekkürler…