ROMAN Dilleri No.: V İSPANYOLCA
-1-
LATİN Dilleri, No.: 4 İSPANYOLCA
İtalyanca bölümünde açık bir şekilde ifade edildiği gibi, Roma İmparatorluğunun M.S. 5.. yy.’da Kuzey’den gelen barbarlar (Vizigot’lar) vb akımlarla parçalanmaya ve kudretten düşmesinden sonra, kavimler ve milletler, eski dillerine, bu kez Latince ve diğer kültürlerden alınan ödünç sözcük ve deyimlerle zenginleşmiş olarak, y e n i d e n i n ş a y a k a l k t ı l a r. İspanya da bundan nasibini M.S. 950 yılları arasında aldı. İspanya, altı yüz yıl kadar Arapların istilası altında yaşadıklarından, onlarda daha ziyade Mağrıbi edası, sözcükleri ve isimleri hükümranlıklarını sürdürdü. Kastil ve Aragon Kraliçe ve Kralı Elizabeth ve Richard’ın birliktelikleri 1479 civarındaydı ki oldukça geçti. (İkisi, “Reyes Catholices : Katolik Hükümdarlar” birliğini kurdular; yapacakları çok iş vardı; ilk kez, Katalonya’daki ’serf ‘liği kaldırarak, kat’i federal yükümlülüklere son verdiler, 1482′de istikrar sağlanabildi. Kraliçe, 1492′de, Christopher Columbus’a da kişisel yardımda bulunmuştu. İspanya, zamanla, “…üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk..” gibi yüce bir nam kazanmıştı. Ama, Avrupa içinde İngiltere ve Fransa ile yaptığı sürekli savaşlar, en son 1936 İç Savaş, İspanya’nın ekonomik ve siyasal gücünü neredeyse yitirdi. Şimdi, Avrupa Birliği içinde, dengeli ve saygıdeğer bir krallık olarak mevcudiyetini koruyor.) Sözcük değişimlerinde en önemli oluşum, Latince sözcüklerin sonunu belirleyen cum, um’ vb:lerinin yavaş yavaş sondaki ünlü’leri kaybetmeleri idi. Değişen, morfolojik şekildi maamafih.
Beklenilebileceği gibi, İspanyol dilinde de birçok l e h ç e’ler (dialects) mevcuttu. Orta Çağlardan kalma iki en belirli diyalekt, LEONESE ve ARAGONESE, C a s t i l i a n’ın yerleşmesinden sonra hemen hemen ortadan kalktılar. Bu sonuncusu da birtakım yeni lehçeler filizlendirdi. Bunların en önemlilerinden biri, Güney İspanya’da “Spanish-American” çeşnileri olanıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, İspanyollar, lokal olarak “Hintli-Amerikan Yerlisi” kabilelerinden alınmış masif bir birlik gösterir. Pratik olarak tüm Amerika’da aynı İspanyolca kullanılır. (Amerika’da iken, bir Cuba’lı doktor arkadaşım, Cuba’nın merkezi ‘Havana’ dediğimde, o beni tashih ederdi: ‘Amerikada HAVANA, HABANA olarak telaffuz edilir, Avrupa HAVANA der!’) Otomobil lastikleri Peru’da <Ilantas>, Cuba’da <gomas> (lastik)tir. Tahsil-terbiyesiz bir çiftçi yamağı Mexico’da <péon>, Chile’de <guaso> ya da <roto>, Cuba’da <guajiro>, Puerto-Rica’da <jibaro> ve Bolivya’da <pongo> diye adlandırılır. İspanya’da ‘cigarro’ bir <sigar> iken Cuba’da <sigaret>in ismidir. Keza, İspanya’da ‘Tobacco’ <sigar> iken, <tabaco> Cuba’da bir ‘sigar’dır.
Y e r İ s i m l e r i : Orta Çağların öyküsü, İspanya’da iki yer ismi ile belirtilmiştir: CASTILE ve GİBRALTAR.
C a s t i l e, orijinal olarak “şato’lar” (castles) olarak bilinir; bu, İspanya’yı istilaya gelen M o o r s’lar(Mağribi’ler, Faslı’lar)a karşı konulan bir savunma tedbiri idi. G i b r a l t a r = Jebel Tarık=Tarık Dağı, M.S. 711’de İspanya ile Afrika arasındaki boğazı geçerek İspanyadaki Vizigot’ların hükümranlığına son veren Arap Lideridir. Gibraltar (Cebel-i Tarık), daha önceden mitoloji’de “The Pillars of Hercules” (Herkül’ün Sütunları) olarak bilinirdi; genel inanç, o sütunların dışında, okyanusta, dışarı çıkacak gemileri yutacak devasa bir deniz canavarının varlığı idi.
İspanyollarca verilen yer isimleri, o topraklarda beş yüz yıldan fazla kalan Faslı Arap’lardan kalmadır. Birçok sözcüklerin başında gördüğümüz “_ Al,”, Arapça’da bir harfi tariftir. <Aleantara> = köprü, “Alozar-Alkazar” : Saray anlamına gelir. G u a d -, Arapça ‘wad’ (ırmak, vadi)den gelip, Guadalquivr, Guadala Jara, Guadalope’ye ad vermiştir.
Amerika’da, Batı’nın en mutena eyaleti olan California’daki LOS ANGELES (Melekler şehri)nin asıl adı: <El Pueblo de Nuestra Senora La Reina de los Angeles de Poreiuncula> olup 1781’de kurulmuştur. Anlamı: (Bizim Baş Kadınımız –First Lady- Küçük Bölümlerin Meleklerinin Kraliçesi’nin Köyü) dür. Bir küçük not da “Key West” için. Bu yer, ‘anahtar’a hiç benzemediği gibi, adını, ödrt-beş yüz yıl önce oralarda kamp kurmuş İspanyolların taktıkları “Cayo Hueso” (Bone=Kemik Ada)’nın -kemiğe benzememesi bir yana- sırf sözcüklerin telaffuzuna uygunluğundan kalmadır.
Bugün İspanyolca, Yeni Çağlardaki “yayılma” asırlarının ve sömürge serüveni günlerindeki kadar olmamakla beraber, yine, kudret ve zarafetini gerek ekonomik (gezi, turizm), gerekse siyaset alanlarında, edebiyatta (Garcia Lorca yeter!) kendini saygıyla hissettiren zarif bir dil olarak evrensel yaşamını sürdürmektedir. New York’tan Boston’a Puerto-Rico’lıları, güenyde, Florida’da, ta Virginia’ya kadar Cuba kaçkınlarını, Texas ve civarında ta California’ya kadar şurda burda İspanyolcayı rahatlıkla duyar ve duyumsarsınız. Benim Amerika yıllarımda (1957-1990), İspanyolca, İngilizce’den sonra en çok kullanılan ikinci dil olarak tanınıyordu.
*
Şimdi İspanyol dilini, GRAMER’inden başlayarak tanımaya çalışalım.
ALFABETO ESPANOL
İspanyol alfabesi, 5′i “ünlü” <las vocales>(wovel-ing.) ve 24′ü ünsüz (las consonantes -(consonant-ing), toplam 29 harf’ten (carta) oluşur.
İspanyol alfabesi’nin -eşi bulunmayan- karakteristiklerinden biri, hemen hemen tüm harflerinin “dişi” oluşudur. Tuhaftır ama, pek ender “eril” sözcüklerden <palabra> biri “feminism” anlamına gelen <feminismo>’dur, diğeri de “officer” anlamında <official>. Hepsinin yalnız bir tür sesi <sonido> vardır: ‘c’ ve ‘g’ hariç, bunları göreceğiz.
İki harf’in de özellikleri şunlardır: ‘h‘ hiç bir zaman telaffuz edilmez (hemen hemen tüm diğer Latin dillerinde olduğu gibi), sessizdir; ‘u‘ da, eğer ‘g’ ve ‘q’ harflerinden sonra gelir ve onu da ‘e’ ve ‘i’ izlerse o da ‘h’ gibi dilsiz-sessizdir. (Fr.: muet; İsp.:silencioso>
A : (a) Her zaman ‘a’ okunur; telaffuzu ise, ‘a’ ile ‘e’ arasında bir yerlerdedir; pratik bir örnek vermek istersek, ne Michael Jackson’ı “jeksın” gibi telaffuz ettiğinizdeki ‘e’, ne de ‘Jaksın’ diye kaba kaba söylediğinizdeki ‘a’; orta yerlerde bir yer.
B : (be) İngilizce’deki ‘b’den daha az patlayıcı bir tonda.
İspanyolca’daki ‘b’ ve ‘v’ harflerinin telaffuzunda hiçbir fark yoktur.
Dudaklar tam bitişmez. Cümle başında, ya da (m) ve (n) harflerindenösonra yer alıyorsa, dudaklar bitiştirilir. también <dahi-also, too>
‘B’ harfinden sonra ’s’ harfinin yer aldığı bazı kelimelerde, ‘b’ sesinin kaybolduğu görülür, bazen yazılmaz bile. Örnekler: subscription <abone>,
substancia <madde>, substantivo <isim>
C : (th-s-k) Genellikle Türkçedeki ‘k’ gibi; ama eğer ‘e’ ve ‘i’ den evvel gelirse, İngilizce’deki ‘th’ bileşik sesi gibi telaffuz edilir; maamafih Amerikan İspanyolcasında, eğer önünde ‘e’ ve ‘i’ (ince vokal’ler) olursa, ’s’ gibi okunur. Örneğin:
cesta <sésta>: sepet (f), cine <sine>: sinema(m)
CH : (ç) Türkçe’deki ‘ç’ gibi telaffuz edilir.
D : (de) Türkçedeki gibi okunur. Dilin, dşin ucuna dokundurulmasıyla telaffuz edilir. conde <kont> , caldo <et suyu>.
Halk dilinde, ‘d’ harfi sonda yutulur, söylenmez:
Madrid <Madri>; Usted <Usté> gibi telaffuz edilirler.
Keza, sonları “-ado” ekiyle biten sözcüklerde D sesi kaybolarak “-ao” şeklini alır: llegado <llegao = varış>, buscado <buscao = aranan>.
E : (ey) İki sessizden önce geldiğinde gayet kısa, yoksa ‘kaydırılmış,
uzantılı’ ’e’
F : (effe) Türkçedeki gibi.
G : (ge) ‘ey’ gibi telaffuz edilir. Önünde kalın ünlüler (a,o,u) olduğu sürece, Türkçe’deki ‘ga’ sesi gibi, boğazdan, biraz derin olarak telaffuz edilir:
gato <gato>= kedi; gota <gota>=damla; gusto <gusto>= zevk;
sangre <sangre>= kan; guerra <gerra>=savaş; guitarra <gitarra>= gitar.
d i é r e s i s : G’nin kalın sesli ‘u’ önünde, yine ‘g’ gibi okunması gereken yerlerde ‘ü’ kullanılır:
yegüero <yeguero>= kısrak besleyen kimse; cigüen’a‘ <siguénya>= leylek.
H : (ache) <a’çe> gibi telaffuz edilir. ‘h’ tek başına, okunmaz:
hierba <yérba>= ot (f); hierro <yerro>= demir (m); hielo<yélo>=buz(m)
I : (i-Latin) – Türkçe’deki ‘i’ gibi telaffuz edilir.
J : (jota) - <o’ta> gibi telaffuz edilir -sanki başında bir ‘h’ vardır.
Aynı ‘h’ sesi, G : e+i bileşiminde çıkarılır:
caja <ka’ha>= kutu; Joven <hoven>= genç;
justo <husto>= tam, adil; Jefe<héfe>= şef;
Jirafa <hirafa>= zürafa; boj <boh>= şimşir ağacı;
gemelo <hemélo>= ikiz; gitano <himano>= çingene
ligero <lihéro>= hafif Jengibre <henhibre>= zencefil.
K : (ka) - Türkçe’deki ‘k’ gibi telaffuz edilir.
L : (ele) – <e’le> gibi telaffuz edilir.
LL : (elle) – “Y” <yeismo>- <e’liey> gibi telaffuz edilir.
M : (eme) - <e’mey> gibi telaffuz edilir; sözcüklerde, Türkçe’deki ‘m’ gibi.
N : (ene) - <e’ney> gibi telaffuz edilir; sözcüklerde ‘n’ gibi.
n : (ene) – <ey’niye> Gerek yukardaki ‘N’ de ve gerekse -bilgisayarda mevcut olmadığından üzeri ‘umlat’lı-yılankavi yumuşatıcıyı yazmak imkansız; bu nedenle ‘umlatlı n’leri tekst içinde ‘.n.‘ olarak yazacağız Klın-umlat ve iki tarafında birer nokta.)
O : (o) Türkçe’deki ‘o’ gibi.
P : (pe) – <pe> Türkçe’deki ‘p’ gibi.
Q : (ku) – <ku> Türkçedeki ‘k’ gibi.
R2 : (ere) – <e’rey> – Türkçe’deki ‘r’ gibi.
rr3 : (erre) – <e’rrey> - Dilimizi yuvarlatarak ve şaklatarak. Kuvvetli R, kelimenin başında, ya da ‘n’, ‘l’, ’s’ harflerinden sonra icra edilir:
lira <lira>: lira; mar <mar>: deniz; oro <oro>: altın -normal r-
malrotar <malrrotar>= boşuna harcamak; Israel <Isrra’el>: İsrail;
perro <pérro>= köpek; arroz <Arros>= pirinç.
S : (ese) - <e’sey> – Türkçe’deki ’s’ gibi.
T : (te) – <te> – Türkçe’deki ‘t’ gibi.
U : (u) – <u> – Türkçe’deki ‘u’ gibi.
X : (equis) – <e’kis> K harfinin ardından S geldiğinde, birleşimi olan X harfi kullanılır. Ancak, ‘ks’ sesinden sonra başka bir ’sessiz’ harf varsa, o takdirde sadece “s” gibi telaffuz edilir.
Örnekler: examen <e’samen> = sınav, éxito <e’sito> = başarı,
experto <espérto> = uzman, extension <estension> = uzatma.
Y : (ye – i griega) – <ye> – Türkçe’deki ‘y’ gibi okunur.
Z : (zeda, zeta) – <the-ta> – Türkçe’deki ‘z’ gibi okunur. Amerikan İspanyolcasında, daha ziyade ’s’ gibi telaffuz edilir: zapato <sapato>= ayakkabı (m); luz <lus>: ışık (f)
LECCION PRIMERA
<Birinci Ders>
Diğer dillerden farklı olarak, İspanyolca’da iki “Olmak” fiili vardır:
SER ESTAR
=olmak =olmak
soy (Benim) estoy (Benim)
eres (Sensin) estas (Sensin)
es (Odur) esta (Odur)
somos (Biziz) estamos (Biziz)
sois (Sizsiniz) <şimdilerde: son estais
estais (Sizsiniz)
son -ellas (Onlardır) estan (Onlardır)
S E R, güncel lisanda daha genel olarak kullanılır:
Soy grande : <Ben büyüğüm -genişim, ağırım, uzunum, yaşlıyım etc.>
Somos de América : Bizler Amerika’danız.
Ellos estan en la clase : Onlar sınıftadırlar.
E S T A R ise modern İspanyolcada gitgide daha fazla yer almaktadır; grama-
tik olarak: 1) ‘geçici’ ya da ‘kazaen’ olmuş şeyleri ifade eden ’sıfat’larla
<adjetivo>, 2) geçici ya da sürekli ‘yer-lokasyon’u <localidad> bildirilen
durumlarda daha fazla kullanılır.
S e n <tu> ve s i z <u s t e d>, İspanyolca’da çok farklı şekillerde kullanılır. Tekil vakalarda, “sen=tu”, aile içinde, bir çocuk ya da h,izmetkara, ya da ilk ismini sürekli kullandığınız samim kimselere karşı kullanılır. Yabancı bir ülkede seyahat ediyorsanız, bunu kullanmayın. Çoğul ‘Siz’ <Usted>, yaşlılara, yabancılara, pek sık görüşmediğimiz kimselerle karşılaşılınca kullanılır. Ne diyeceğinizi bilemediğiniz durumlarda hala ‘usted’i kullanmanız daha kibarca olur. <Not: Usted (V. or Vd.), kraliyet, papalık gibi yüce mercilere, din ulularına, yüksek düzeydeki siyasi amirlere karşı kullanılan Vuestra Merced (Your Honor, Your Grace) sözcüklerinin kısaltılmış şeklidir. Ustedes, 3. şahıslar, plural için kullanılabilir.>
Estas aqui, Juan? - Burada mısın, John?
Esta usted aqui, se’n‘or? - Burada mısınız, bayım (sir)?
Tienes un lapiz, Maria? - Maria, bir kurşun kalemin var mı?
Tienen ustedes lapices, - Hanımlar, bir kurşun kaleminiz
se.n.oras? var mı?
Şimdi sizlere, İspanyolca’da kullanılan ‘regular”düzgün’ <regular>, diğer dillerde de olduğu gibi, “bitiş” sonlarına göre tasnif edilmiş-düzenlenmiş üç fiil tipinin t a s r i f <conjugaison(Fr.), conjugaison (Ing.)> conjugacion (İsp.) - ç e k i m – şeklini sergileyeceğiz:
Primera conjugacion: 1. Çekim: sonları -ar ile biten fiiller:
cantar = şarkı söylemek, INDICATIVE PRESENTE (Şimdiki zaman)
canto - Ben şarkı söylüyorum,
cantas - Sen şarkı söylüyorsun
canta - O şarkı söylüyor
cantamos - Biz şarkı söylüyoruz
cantais - Siz şarkı söylüyorsunuz
cantan - Onlar şarkı söylüyorlar
Segundo Conjugacion: 2. Çekim: Sonları -er ile biten fiiller :
comer = yemek yemek , INDICATIVE PRESENTE (Şimdiki zaman)
como - Ben yiyorum
comes - Sen yiyorsun
come - O yiyor
comemos - Biz yiyoruz
comeis - Siz yiyorsunuz
comen - Onlar yiyorlar
Tercera Conjugacion : 3. Çekim: Sonları -ir ile biten fiiller :
escribir : yazmak, INDICATIVE PRESENTE (Şimdiki zaman)
escribo - Ben yazıyorum
escribes - Sen yazıyorsun
escribe - O yazıyor
escribimos - Biz yazıyoruz
escribis - Siz yazıyorsunuz
escriben - Onlar yazıyorlar
Şimdi size, her zaman kullanılan MALİK OLMAK (Tener) fiilinin
INDICATIVE PRESENTE (Şimdiki zaman)’ının çekimini (conjugacio) veriyoruz:
yo tengo - bende var, ben malikim
tu tienes - sende var, sen maliksin
él, ella tiene - onda var, o maliktir
nosotros<as> tenemos – bizde var, biz malikiz
vosotros<as> tenéis - sizde var, siz maliksiniz
(şimdilerde: tienen)
ellos<as>tienen – onlarda var, onlar malikler
Şimdi size, “tener” <malik olmak> fiilinin kullanıldığı “idiom“ları <modismo, idiotismo>’ların en önemlilerini vereceğiz. İspanyolca’da, idiom’ların çoğu “isim” (nombre) ile kullanılmıştır, halbuki İngilizce’de “olmak” fiili daha ziyade sıfat (adjective) ile kullanılır. İşte bazıları:
tener hambre (f.) = acıkmak (Fr.: Avoir faim)
tener sed (f.) = susamak (Fr.: Avoir soif)
tener sue’n'o (m.) = uykusu gelmek (Fr.: Avoir sommeil)
tener miedo (m.) = korkmak (Ing.: To be afraid)
tener prisa (f.) = acelesi olmak (Ing.: To be in rush)
tener calor (m.) = sıcaklamak (Fr.: Avoir chaud)
*
LECCION SECUNDA : <İkinci Ders>
HARFİ TARİFLER : I. articulo definitivo (belirli, kat’i harfi tarifler)
Avrupa Kıt’asında, özellikle Roman Dillerinde mevcut olduğu gibi, isimlerin <substantivo, name> başına, “cins” (género) ve “sayı”yı (numero) belirtmek üzere harfi tarif konur (articulo definitivo). İspanyolca’da üç CİNS isim vardır: (1) erkil-’masculino’, (2) ‘feminino‘, (3) ‘neutro‘. Bu sonuncusu yalnızca ‘zamir’lerde<pronoun>, ’sıfat’larda <adjectivo> ve ‘ortaç-sıfat eylem)=participle=<participio>larda kullanılır.
II. Belirsiz Harfi Tarif’ler: articulo indefinitivo ise, “sayı”yı belirler.
Masculino Feminina
BELİRLİ harfi tarif: el la
BELİRSİZ “ “ : ’un, an’ ya da ‘a’ ’una, an’ or ‘a’
El hombre (adam) La ni.n.a (kız)
<iki nokta arasındaki kalın basılı harfin üzerinde umlat-accento olduğunu hatırlatalım!>
İstisnalar: Aksan’lı ‘a’ ya da ‘ha’ ile başlayan ‘dişil isim’ler, ‘iki a’nın bir araya gelmemesi için, ‘la’ yerine ‘el’ artikl’i ile başlatılır:
El agua (su) El arpa (harp-müzik aleti)
El hacha <aşa> (çekiç) El aya (ev sahibesi)
Amma: (istisna) La ambici.o.n (hırs) alhaja <alaha> : (mücevher) (f)
(istisna) Eğer sıfat <adjectivo>, İsim: ’substantivo’ ile birlikte kullanılırsa:
la alta casa (yüksek ev)
-Vocabularia (Vokabüler: Ek Sözcük)-
Masculino Feminino
el padre (baba) la madre (anne)
el hijo <iho> oğul la hijo <iha> kız
el hermano : <ermano>erkek kardeş la hermana (kız kardeş)
el libro (kitap) la sala de clase (sınıf)
el profesor (m) (öğretmen) la profesora (f) (öğret.)
el estudiante (m) (öğrenci) la estudiante (f) (öğre.)
el l.a.piz (kurşunkalem) la escuela (okuıl)
el té (çay) la pluma (tükenmez kal.
el az.u.car (şeker) la casa (ev)
el burro (eşek) la tinta : mürekkep
el amigo (arkadaş) la vaca : (inek)
el caballo (at) la leche (süt)
el comerciante (tüccar) la mujer (kadın, eş)
LECCION TERCERA (Üçüncü Ders)
P l u r a l s (çoğullar)
(1) articulo definitivo: Çoğullarda, harfi tarifler, izledikleri isimlere paralel olarak kendileri de ‘plural’=çoğul olurlar. Örnekler:
Masculino Feminino
El ——> los la ——> las
El hombre -> los hombres La ni.n.a -> las ni.n.as
adam - adamlar kız - kızlar
(2) İspanyolcada tüm i s i m (substantivo) , z a m i r’ler (pronoun),
s ı f a t’lar (adjectivo) ve “partisıpıl”= o r t a ç’lar (participio), çoğul olmak için sonlarına “s” alırlar.
a) Aksansız ya da ikili “ünlü” (diphtong) isimler, yalnızca ’s’ alırlar:
El caballo (at) ——— > Los caballos (atlar)
La casa (ev) ——— > Las casas (evler)
El indio (Hintli) ——— > Los indios (hintliler)
La tribu (kabile) ——— > Las tribus (kabileler)
b) Bir hece’den fazla olup da ‘aksanlı’ <e,o,u> ile biten sözcükler ve
yalnızca bir heceden oluşmuş ‘pie’= ayak, yalnızca ‘s‘ alır:
El canapé (kanape) ——- > Los canapé (kanapeler)
El land.o. (körüklü araba – > Los land.o.s (körüklü arabalar)
El tis.u. (doku) ——– > Los tis.u.s (dokular)
El pie (ayak) ——– > Los pies (ayaklar)
c) ‘konsonant-ünsüz’ ile sonlanan sözcüklere, “bağlayıcı ünlü” olarak bir ’s’ ten evvel ‘e’ eklenir:
El balc.o.n (balkon) ——— > Los balcones (balkonlar)
La flor (çiçek) ——— > Las flores (çiçekler)
.Son ’sessiz’, ‘c‘ olunca, bu ‘qu‘ ya çevrilir ‘e’ öncesi sertliği korumak için);
. Son ‘z‘ ise, ‘c‘ ye çevrilir:
El frac (frak-resmi elbise) —– > Los fraques (frak’lar)
La cruz (haç) —– > Las cruces (haçlar)
d) ‘Aksanlı a, i‘, ya da ‘y‘ ile sonlanan ’aksanlı diphtong’ lara ‘es‘ ekleyin:
El baj.a. <el baha> (paşa) —– > Los bajaes (paşalar)
El rub.ı. <el rubi> rubi (taş) — > Los rub.ı.es (rubi’ler)
El rey <el rey> (kral) —– > Los reyes (krallar)
İstisna’lar: ‘Yabancı’ menşeli şu sözcükler, bu kuraldan muaftır:
pap.a.—> pap.a.s; mam.a.—>mam.a.s; sof.a.—>sof.a.s
f) Zaten ‘feminine’ olan alfabe’nin harfler’inin isimleri, ‘es‘ alırlar:
Las aes, bees, ees, .ı.es, oes, .u.es -> a’s, b’s, e’s, i’s, o’s, u’s
g) Aksansız olarak ‘is’ ve ‘es’ ile sonlanan one heceden fazla sözcükler;
Saf Latince’den alıntılar; son hecesinde aksanı olmayan aile isimleri hiç ’s’ almadan olduğu gibi yazılırlar:
La crisis (kriz) —– > Las crisis (krizler)
El paréntesis (parantez) —– > Los paréntesis (parantezler)
El lunes (pazartesi) —– > Los lunes (pazartesiler)
El déficit (eksik, kusur) —– > Los déficit (eksikler)
El ultim.a.tum (ültimatom) —- > Los ultm.a.tum (ültimatomlar)
Mart.ı.nez (aile ismi) —– > Mart.ı.nez (Martinezler)
h) ‘Çoğul’ yapmada ’s’ ya da ‘es’ sözcüklerin natürel aksan(accent)’larını değiştirmez. Ama, ‘es‘ eklenince, bu, sonu n, s or ‘aksanlı bir ünlü’ ile biten sözcükleri etkiler, zira bir hece daha eklenmiş oluyor. Bu nedenle,
bu hallerde, sondaki ‘accent’, ortadan kalkar. Örnekler:
El ca.n.o.n (kanon-eski top) —– > Los ca.n.ones (kanonlar)
El joven <el hoven> (genç adam) – > Los j.o.venes (genç adamlar)
La virgen (bakire) —– > Las v.ı.rgenes (bakireler)
El semidi.o.s (yarı tanrı) —– > Los semidioses (yarı tanrılar)
El baj.a. <el baha> (paşa) —– > Los bajaes (paşalar)
İki istisna:
El car.a.cter (karakter) —– > Los caracteres
El régimen (rejim, diyet) —– > Los reg.ı.men (Kurallar; hükümetler)
ı) ‘Tekil’ ve ‘Çoğul’ 3.cü şahıs için bir tek “posesivo pronoun” (mülkiyet zamiri” olduğu için, onun ‘çoğulu’ yalnızca bir ’s’ alır:
Onun (m)
Onun (f)
Su, pl.: sus Onun (Neutro -Its)
LECCION QUARTA: (Dördüncü Ders) : Conocimienti Quotidiani
(GÜNLÜK FAYDALI BİLGİLER)
los Meses Del Anno : Yıl’ın Ayları
(El) enero : ocak , julio : temmuz
febrero : şubat , agosto : ağustos
marzo : mart , septiembre : eylül
abril : nisan , octubre : ekim
mayo : mayıs , noviembre : kasım
junio : haziran , diciembre : aralık
Los Dias De La Semana : Haftanın günleri
(El) lunes : pazartesi viernes : cuma
martes : salı s.a.bado : cumartesi
miércoles : çarşamba domingo : pazar
jueves : perşembe
dia de los difuntos : All Souls’ Day
dia de pescado : fast day
dias de Ramos : Palm Sunday
dias : doğum günü, isim günü
el amanecer : the day-break; gün doğumu
la guesta del sol : günbatımı (sun-set)
la madrugada : güneşin doğması (sun-rise)
el mediodia : gün ortası, öğlen
la media noche : gece yarısı
Las Estaciones : mevsimler
El verano : yaz El eto.n.o : sonbahar
El invierno : kış La primevera : ilkbahar
Los N.u.meros Ordinales : “S ı r a sayıları”
1st : primero, a 7th : séptimo, a
2nd : segundo, a 8th : octavo, a
3rd : tercero, a 9th : noveno, a
4th : cuarto, a 10th : décimo, a
5th : quint, a 11th : undécimo
6th : sexto, a 12th : duodécimo
Los N.u.meros Cardinales : A s a l sayılar
0 : cero 13 : trece
1 : uno, a 14 : catorce
2 : dos 15 : quince
3 : tres 16 : diez y seis
4 : cuatro 17 : diez y siete
5 : cinco 18 : diez y ocho
6 : seis 19 : diez y nueve
7 : siete 20 : veinte
8 : ocho 21 : veintiuno
9 : nueve 22 : veintid.o.s
10 : diez 23 : veintitrés
11 : once
12 : doce
30 : treinto 80 : ochenta
40 : cuarenta 90 : novento
50 : cincuenta 100 : ciento
60 : sesenta 500 : quinientos
70 : setenta 1000 : mil
—————






















Yorum yapın